Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Şubat, 2012

Articles

Ben Kötüyüm

Ben neden bu kadar çabuk demoralize oluyorum ki? Olmayayım yani çok mu zor?!

Çok iyi bildiğini düşündüğün bir şeyi yanlış yapınca karşı tarafa yaşattığın hayal kırıklığı ile karşı taraftan yediğin lafla yaşadığın demoralizasyon çok fena hissettiriyor. Şuan tam da o moddayım. Hem de çok sevdiklerinden gelen bir laf olunca yani ne desem boş… Tüm günüm gitti işte.

Ben iyi değilim, ben kötüyüm…

Tamam anladım.

Bu böyle…

Articles

Dede de özlenir, ben özledim.

Dün gece gördüm onu. Dedemi…

Rüyamda bile hiç olmadığı kadar gerçekti. Yanındaydım. Zillim yanımda dedi koltuğunun altına aldı beni. Camiden yeni gelmişti ak paktı yüzü sonra sıktı yanaklarımı, her zaman yaptığı gibi bir eliyle başımı okşayarak diğer eliyle sıktı yanağımı…

Çok özlemişim ama. 14 sene oldu onu kaybedeli, onunla doya doya geçiremediğim 12. senenin sonlarındaydım. Yaş 12.

Küçücüktüm beni görmek için can atardı bilirdim. Diloşum’a geldim diyerek Adapazarı’ndaki evimizin kapısını çalardı. Elinde çikolatalar… ona mı sarılırdım, çikolatalara mı bilemezdim. Aslında özlediğimi de onu görene kadar farketmezdim. Deli olurdu beni sevmek için ama sakalları batardı kaçardım… O hep Diloş’um derdi ama ben hiç Dedecim demedim.

Sakalları batsaydı ne olurdu ki? Ama çocuktum işte acıtırdı. Acıtan şey sevilmezdi…

Dedecim deseydim ne olurdu ki? Oysa annecim demek kadar kolaydı…

Önce çikolataları almasaydım keşke önce sarılsaydım ne olurdu yani? Aslında çikolataları avuçlamak kadar kolaydı…

Bir gece çalan telefonun sesi hala kulaklarımda. Annemin haykırışları, babama ”hastaneye götürmüşlerdir değil mi, yalnız bırakmazlar değil mi” diye bağırışları. Benim boş gözlerle anlamaya çalıştığım konuşmalar. İstanbul’a vardığımızda dedemin çoktan ölmüş olduğunu öğrenmemiz. Benim bakamadığım, yerde yatan cansız bedene annemin sarılışı, ağlayışı hala kulaklarımda.

Dedemi, cenazesinde gördüğüm solgun yüzüyle değil, bana çikolataları getirip Diloş’uma geldim derkenki yüz ifadesi ile hatırlıyorum. Ama keşke daha çok gösterseydim sevgimi. Daha çok öpseydim, dedecim deseydim.

Cemle tanışsaydı onu çok sevecekti eminim. Beni nasıl sevdiyse onu da öyle sevecekti. ”Torunumu sevmiş, o da benim torunum…” diyecekti. Keşke tanısaydı keşke…

Torununun torununu görecekti. Arda’ya aşkla bakacaktı. Gururla bakacaktı. Onu da sevecekti tüm torunlarını sevdiği gibi. Ona da Arda’m diyecekti.

Şimdi anneannem var hayatta, babaannem var onları da kaybedersem keşke dememek için onlara hayatımda daha fazla yer vermek istiyorum.

Çok özledim be dedecim. Yakında ziyaretine geleceğim.

Zilli torunun…

Görsel

Articles

Twelve South BassJump 2

Müzik dinlemeyi özellikle kaliteli müzik dinlemeyi siz de seversiniz değil mi? Hoş sevmeyen yoktur zaten. Peki MacBook Pro ya da MacBook Air‘ınızın yanında taşıyabileceğiniz bir subwoofer’ınız olsaydı nasıl olurdu?

Düşününce kulağa biraz garip geliyor. Fakat Twelve South bu garipliği ortadan kaldırarak dünyanın ilk USB ile çalışan subwoofer‘ını duyurmuştu; BassJump 2.

Bir süre önce Twelve South’un sitesinden ikinci bir ürünle birlikte siparişini verdim. Kısa sürede Türkiye’ye geldi fakat sanırım aldığım ürünlerin toplamı 100$’ı geçtiğinden gümrüğe takıldı ve ürünlere ulaşabilmek için ekstra 150TL’yi gözden çıkarmam gerekti :/. Bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım.

BassJump 2 tahmin ettiğimden çok daha ufak. Çok hafif ve çok az yer kaplıyor. Taşıma çantasıyla diz üstü bilgisayarınızı götürdüğünüz her yere götürebilirsiniz. Twelve South’un sitesinden indirebileceğiniz özel yazılımı ile Mac’inizin dahili hoparlörleri ile birleşerek gelişmiş bir ses deneyimi sunuyor. Tek bir USB girişinden güç alıyor. Şarj bitti pil bitti derdi yok. Yalnız Cem iMac ile denedi aynı güzel sonucu alamadık. Taşınabilir bilgisayarlar için ideal olduğunu söyleyebilirim.

Müzik dinlerken sesin daha derinden geldiğini ve kulaklarımı doldurduğunu hissedebiliyorum. Çok daha fazla keyif aldığımı söyleyebilrim. Tasarımı da çok şık. Masanın üzerinde yer kaplamadan, kablo karışıklığı olmadan gayet kibar bir şekilde duruyor :).

Ben Twelve South üzerinden satın aldım. Gelmesi 3 gün bana ulaşması 5 gün sürdü :).

İlgilenirseniz buradan buyrun.

Articles

Barnes&Nobles NOOK Simple Touch

Uzun zamandır aklımda bir elektronik kitap alma fikri vardı. Öyle hayatını kitapla geçirenlerden değilim ama zaman zaman fena dalıyorum ve bir türlü çıkamıyorum. Gene öyle bir dönemime denk geldi. Aldığım kitapları okumak ne kadar zevkliyse taşımak bir o kadar eziyet. Evde pek büyük bir kitaplığım yok, kitaplarım genelde ortada durur ve ortalık hep karışıktır. Ben de bu durumdan kurtulmak için elektronik kitap fikrine sıcak bakmaya başladım.

Öncelikle iPad‘im olması dolayısıyla çok fazla olumsuz tepki aldım. Zira iPad’de de kitap okunabildiğinden ayrıca bir cihaza ihtiyacım olmadığını söyleyenler çok oldu.

Şunu söylemeliyim ki ben nook ile  sahip olduğu e-mürekkep teknolojisi sayesinde günde 2 saat kitap okuyabiliyorken iPad’üzerinde maks. 30 dk okuyabiliyorum. İnanılmaz şekilde gözlerimi yoruyor. Bana göre iPad dergilere, fotoğraflara bakmak ve gazete okumak için iyi olabilir ama bir romanı okumak istediğinizde fazlasıyla yorucu.

Kararımı verdikten sonra alternatifleri inceledim. Başta Kindle almayı düşündüm fakat fiyat bakımından biraz fazla geldi. Zira çok da pahalı birşey istemiyordum. Bir de Türkiye’de malesef çok fazla alternatifiniz yok. Ya yurt dışından getirteceksiniz ya da yurt dışından getirip burada satan birinden biraz daha fazla parayı gözden çıkartarak satın alacaksınız. Ben öyle yaptım.

Friendfeed üzerinden arayışımı paylaştığımda Nook‘un Simple Touch modeli önerildi ve hemen araştırmaya başladım. Fiyatının uygunluğu, pil ömrü ve sadece ”okuma” amacına hizmet etmesi ile aradığım elektronik kitap olduğunu anladım. Amerikada’daki fiyatı 139$’dan 99$’a inmiş. Fakat gittigidiyor.com üzerinden satan birini buldum ve 255TL’ye satın aldım. Sabah saat 9.00′da aldığım ürün akşam saat 20.00′da kargoya verildi ve ertesi gün öğlen saatinde elime ulaştı. İnanılmaz hızlı bir alışveriş oldu :).

Ürün geldiği gibi incelemeye başladım. Yumuşak dokusu ile elinizden hiç bir şekilde kaymıyor. Boyut ve ağırlık olarak tam ideal hatta fazla hafif bile diyebilirim :). Okuduğunuz kitaba ulaşmanız, beğendiğiniz cümleleri işaretleyebilmeniz, kaldığınız sayfaya işaret bırakabilmeniz çok kolay. Cihazın iki kenarında sayfaları ileri – geri değiştirebileceğiniz düğmeler mevcut. İster sol elinizle okuyun ister sağ elinizle farketmez tek parmağınızla sayfaları değiştirebiliyorsunuz. Aynı zamanda dokunmatik ekran olduğundan parmağınızla kaydırarak da sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz. Cihazda Wi-Fi bulunduğundan Twitter ve Facebook’a bağlanarak beğendiğiniz kitapları paylaşabiliyorsunuz (Ben bunu henüz denemedim fakat böyle bir özelliği var :))

Diyelim okuduğunuz kitabın karakterleri fazla ufak geldi, okuduğunuz anda hemen büyütüp, fontu değiştirebilirsiniz. Kütüphaneye attığınız kitapları bir liste halinde görebilir ya da kitap kapaklarının da görülebileceği şekilde düzenleyebilirsiniz. Cihazının dahili hafızası 2GB fakat 32GB’a kadar arttırabilme imkanınız var. 2GB hafızaya da yaklaşık 1000 adet kitap sığıyor. Bana gelen öneriler doğrultusunda pilinden en iyi şekilde faydalanabilmek için kitabı okumadığım zamanlarda tamamen kapatmayıp uyku modunda tutuyorum. 5 gün oldu ama şarjı hala ful görünüyor. Zira tek şarjla 2 ay süre ile kitap okuyabiliyorsunuz :)

Ben deneme amaçlı elimdeki PDF’leri yükledim. Sorun olmadan açıp okuyabildim fakat daha da iyisi Calibre adlı uygulama ile PDF‘leri epub formatına çevirmek. Bu uygulama ile kitaplarınız için hemen hemen her türlü ayarlamayı yapabiliyorsunuz. Kitap kapaklarını da buradan düzenledim.

Kitap sitelerinden elektronik kitap alıp çalıştırıp çalıştıramayacaklarını merak edenler için az önce idefix.com üzerinden Çin Sarayında Bir Bakire adlı kitabı satın aldım. Kitap satın alındıktan sonra site üzerindeki kütüphanenize gidiyor ve oradan indirebiliyorsunuz. ” *.acsm ” uzantılı bu dosyayı elektronik kitabınızın içerisine atabilmeniz için Adobe Digital Editions adlı uygulamayı bilgisayarınıza kurmanız gerekiyor. Sonrası çok basit, cihazınızı bağlıyorsunuz ve kitabınızı senkronize ediyorsunuz. İşte bu kadar :)

Benim için tek sorun yurtdışından getirip satan bir iki kişi dışında kılıf bulabileceğiniz bir yerin olmaması. Benim gibi bir aksesuar manyağı için çok önemli bir detay aslında. Ama artık aksesuar olmasını geçtim sadece düzgün, koruyucu bir kılıf bulabilsem çok iyi olacak. Henüz bulamadım :)

Eğer aklınızda bir elektronik kitap alma düşüncesi varsa, ben sadece kitap okuyacağım, müzik dinlemesem de olur diyorsanız, yurtdışından getirtebiliyorsanız ya da üzerinde çok az daha koyup getiren birinden satın alırım derseniz düşünmeden alın.

Memnunum, memnun kalırsınız :)

Protection Plugin created by Jake Ruston's Wordpress Plugins - Sponsored by Agility Ladder.