Tüy gibi hafif

tüy gibi hafif

Uzun zamandır sıkıntılı bir dönemden geçiyordum. Sağlığıma ilgili genelde çok sorun yaşamadığımdan, bir kaç sorun üst üste gelince toparlamam biraz zor oldu. Ama şuan iyiyim, geride bıraktım diyebilirim.

Son haftalarda ne kadar az uyuduğumu ve düzensiz beslendiğimi göz önünde bulundurursak çektiklerimin hepsini hakettiğmi düşünüyorum. Bünye dayanamadı tabi neyse :) . Kimsenin benden ummayacağı bir şekilde, herşey yerli yerine oturmaya başlamışken bir duygu fırtınasının ortasında buldum kendimi. Ne düşüneceğimi, nasıl hissedeceğimi ya da nasıl davranmam gerektiğini bir türlü bilemedim. Herekese anlatamadığım fakat kafamda ürettiğim problemler, kendi iç savaşlarım, vaz geçemeyeceklerim ve kazanacaklarım fazla düşünülünce yordu tabi biraz beni. Şuan burda fazla açamıyorum tabi ama şimdi iyiyim, arkada bıraktığımı düşünüyorum.

Ben çok problemli bir insan değilim. En ufak bir sorun bile bana çok ağır gelebiliyor. Rahatlamak için yaptığım birçok şeyin başında da yazmak geliyor. Ki öyle de yaptım. Koca bir defteri bitirene kadar aklımdan kim için ne diyorsam onunla ya da onlarla konuşuyormuş gibi yazdım. Belki mantıklı belki saçma, fakat sonunda kuş gibi rahatladım. Yazdıklarımı bloga neden koymadığımı merak ediyor olabilirsiniz. Zira hiçbiri kimsenin okuyabileceği türden paylaşımlar değiller. Yazdıklarımı da parçaladım attım ve hepsinden kurtuldum., tüy gibi hafifim. İleride karşıma tekrar çıkmazlar umarım :) .

Son zamanlarda havaların soğumasıyla kendimi iyice eve kapattım. Bir iki çeviri işim vardı onları hallettim. Arada bir gün kendime izin vererek Pınar ile buluştum (o da iyi geldi). Nikah işlemleri için edinmem gereken bilgileri almak üzere belediyeye gittim. Fakat bu dalgın kafam öğle arasını unutarak yanlış bir zamanda götürdüğü için beni oraya pek birşey öğrenemeden geldim. Cem de bu hafta sınavlar vs olduğundan çok yoğun. Ayın 19′unda da Japonya‘ya gidiyor. Sıkıştırmaya gerek yok diye düşünerek nikah işlerini Şubat ayına erteledim. Umarım geç kalmayız :) .  Onu da sıkboğaz etmek istemiyorum. İkimizin de isteyerek ve hevesle yapması gereken bir olay çünkü.

Bugün Babaannem bize geliyor. Bir süre bizimle yaşayacak. Depremden beri Adapazarı‘nda halamların yanındaydı biz de değişiklik olsun diye  sıkılana kadar bir süre bizimle kalmasıı istedik. Bakalım bu akşamdan itibaren nasıl bir renk olacak hayatımızda. Genelde evde olduğumdan çokça vakit geçirebileceğimi sanıyorum kendisiyle.

Kafamda yakın bir zamanda bir iş bulma düşüncesi var. Ama ne yapabileceğimi ya da ne yapmak istediğimi hala kestiremiyorum. Evde çok sıkıldım. Çeviri yapıyorum, zevk de alıyorum ama ne de olsa ev ortamı. Kendimle ilgili, hayatımla ilgili sağlam bir adım henüz atamadım. O vakit ne zaman gelecek diye bekliyorum. Biri beni iteklese sırtımdan. Şunu senden iyi kimse yapamaz dese keşke. İmkansızı isteidiğimin farkındayım. :) . Neyse işte benim cephede durumlar böyle. Sizin taraf nasıl?

Kaçtım şimdilik hadi hoşçakalın :)

4 Comments

  1. amarat diyor ki:

    merhaba, size Cem ile mutluluklar dilerim. Evlenince japonya’da mı yaşayacaksınız? Benim, abim, yengem ve iki yegenim japonya’da Tokyo’dalar oldukça zorlu bir yer sanırım.

  2. Dilara TAN diyor ki:

    @amarat çok teşekkürler. Evet onun iş durumuna göre orada yaşayabilme ihtimalimiz var. Zira o zaten 5 sene yaşadı alışık fakat benim için yenir bir şey olaca :) . Tokyo zorlu bir yer ama sadece maddi olarak diğer açıdan bakarsan her yönüyle istanbul’dan daha kolay diye düşünüyorum.

  3. amarat diyor ki:

    evet, yaşam kalitesi olarak buradan kat kat iyi. 30 senelik vade ile ev almak, araba almak çok kolay japonya’da.

  4. Dilara TAN diyor ki:

    Evet her açıdan yaşam daha kolay. Kiralar pahalı belki ama burada değmeyecek bir eve bir dolu kira ödüyorsun orda ufak da olsa altyapısı, kalitesi bakımından değecek bir eve veriyosun o fiyatı.

Leave a Reply

Additional comments powered by BackType