Tokyo’da bir sen 20 Ocak 2010
İşte gene o yalnız hissetiğim anlardan biri. Zira evde yalnızım evet ama bahsettiğim o değil. Ruhum yalnız.
Cem‘i salı günü Tokyo‘ya uğurladım 15 günlüğüne. Doktora programıyla ilgili işleri vs var biraz dolanıp gelecek. Ama nedendir anlamıyorum aynı şehirdeyken 1 ay görüşmesek bile yakınımda olduğunu bildiğim için rahat oluyorum, fakat uzaktaysa hele ki Tokyo’da içim bir garip oluyor, yalnızlığım büyüyor.
Biraz da stresliyim açıkçası. Acaba döndüğünde bir karara varacak mı?, seneye bu zamanlarda nerede olacağız? çok merak ediyorum. Umarım herşeyin hayırlısı ve güzeli olur.Düşünmekten yoruldum artık. Belirlilik istiyorum.
Rahatsızlığım da hala devam ediyor. Kalbim biraz yorgun ve kafamı hiçbirşeye veremiyorum. Çeviri işlerim de biraz aksadı o yüzden bir iki gün içinde toparlayacağım umarım. Zaman çok çabuk geçiyor ve ben arkasından bakıyorum.
Kış şimdi geldi benim için. Cem’i uğurladıktan sonra Atatürk Havalimanı’ndan idealtepe’ye tam 3.5 saatte geldim. Arabanın arka koltuğunda oturup hiçbirşey yapmadığımdan duran trafik süresince yağan karı izledim. Özlemişim. Ben kışı, karı, soğuğu yazdan,güneşten ve sıcaktan daha çok seviyorum sanırım. Belki de ev kuşu olduğum için daha bi kapanıyorum içime. Özellikle uykusuz gecelerde cama vuran beyaz bulutları görmek huzur verici
.
Sevgilim Tokyo semalarında dolaşırken ben de birlikte yaptığımız Japonya seyahatini düşünüyorum. Şimdi ne yapıyordur, nerdedir, kimlerledir? düşünüp geçirdiği güzel vakitte kendime bir yer arıyorum. Keşke birlikte gidebilseydik gene. Neyse birdahaki sefere. Ginza ne de güzeldir şimdi ışıl ışıl…
Hadi kaçtım ben. Kendimi fazla özletmeyeyim demiştim
Hoşçakalın…

