Beyaz Günler 26 Nisan 2010
Nerelerde bu kız? Nerelerdeyim ben?
Bu sorunun cevabını kendim bile bilmiyorum. Kayboldum karmaşanın içerisinde. Biraz heyecanlı, biraz stresli biraz da hareketli. Hayatımın en dolu günlerini yaşamaya başladım. Fakat anlamadığım ya tamamen boş oluyorum ya da nerede olduğumu düşünemeyecek kadar yoğun… Arasını bulamadım henüz…
Cem’in evine neredeyse yerleştim. Haftanın üç günü oradayım. Ev işi ne demekmiş, akşama yemek hazırlama zorunluluğu nasıl birşeymiş yeni yeni öğreniyorum. Sultanlık günlerimde son 5 ayım. Baba evinde yan gelip yatmak, tüm işi anneye bırakmak ne de güzelmiş. Belki de özlenirmiş, henüz bilemiyorum. Fakat iki türlü de inanılmaz mutluyum. Ufacık evde geçen minik koşuşturmacalar, evliliğe hazırlanırken öğrenilen, yapılan yemekler, akşama gelen sevgilinin sevgi dolu gözleri ve o güzel gülümsemesi. İnsan keşke her günüm böyle olsa, her gün yorgunluktan ölsem diyor. O kadar mutluyum ki…
Yazamadığım bu zaman aralığında babaannem tekrar Adapazarı’na döndü. Evimiz gene sessizleşti. Çeviri işlerim devam etti- ediyor, yoğunluğumun bir kısmını onlar oluşturuyordu. Yeni buluşmalara gidildi, yeni insanlarla tanışıldı. Vakit buldukça evde oturmak yerine daha çok dışarı çıkıldı ve bol oksijen alındı. Düğün için planlar yapıldı ve harekete geçildi
.
Uzun süredir gelinliğim için onlarca dergi karıştırdım. Aklımda belirlediğim tek bir model vardı. Dışarı çıkıp bir iki model deneyene kadar o aklımdaki dışında birşey beğenemeyeceğimi düşünüyordum. Bir gün iki annem ile beraber tüm Nışantaşı‘nı dolaştık, fakat randevu ile çalıştıklarını o zaman öğrendik. Bu yüzden de bir kaç model dışında pek deneyemedim. Her ne kadar az sayıda da giymiş olsam kafamdaki gelinlik modeli tamamen değişti.
Anladım ki ön yargıılı olmamak gerekiyormuş
. Kendimi hep çok iri gördüğümden gelinliğin bana yakışmayacağını düşünürdüm hep. Sanki vücudumdaki tüm kusurlar göze batacakmış gibi gelirdi. Fakat bu işin sonunda inanılmaz mutlu oldum zira benim düşündüğümle alakası yokmuş. Nışantaşı tecrübesinden sonra Bağdat Caddesi‘ndeki tüm gelinlikçilerden rezervasyon aldık. Be ikinci günü buraya ayırdık. Sabah erkenden çıktık ilk durak Beyaz Butik‘ti. Altı model denedim ve üçünü gerçekten beğendim. Fakat bu üçünün gene de aklımdaki modelle alakası yoktu. Hızlı karar vermemek için ordan çıkıp Pronovias‘a girdik. Buradaki modeller genelde dar kesim olduğundan ve vücudumu saracağını düşündüğümden pek olumlu değildim. Fakat gene düşündüğümün aksine giydiğim iki dar model de çok güzel oldu. En son annemlerin katalogdan beğendikleri bir modeli denemek istedim. Fakat nereden bilebilirdim ki aşık olacağımı
.
O zamana kadar kaç tane gelinlik denediysem hepsi bir anda silindi aklımdan. İlk dediğim şey “işte bu benim” oldu. Zira aynaya baktığımda inanılmaz huzur doldum ve kendimi o güne kadar hiç görmediğim şekilde farklı gördüm. Annemlerin de ortak kanısı o gelinliğin beni ifade ettiği ve bana çok yakıştığıydı. Hatta o kadar beğendik ki bir daha getirilmeme olasılığını göz önünde bulundurarak almaya karar verdik
. Evet 5 ay öncesinden gelinliğim hazır. Tek korkum verdiğim kiloları koruyamamak. Fakat son güne kadar başarabileceğime inanıyorum. İçimde inanılmaz bir hırs ve şevk var.Sanki yer yüzünde tek evlenecek olan benmişim gibi davranıyorum
Bu arada Cem de doktor kontorlünde diyete başladı. Şuan süper gidiyor nazar değmez umarım. O gün herşey mükemmel olacak inanıyorum. Fazlasıyla pozitifim. Asıl büyük olayı atlattık, gelinliğim hazır. şimdi Cem’in tasarlayacağıı davetiyeler var. Bir de nikah şekerleri vs. Gün geçtikçe daha da sabırsızlanıyorum. Az kaldı az…
Şimdi kaçıyorum bir kaç işim var. Tekrar yazarım yakında görüşürüz …:)

