Ben kimim?

DSC00677

Şimdi kimim ki ben? Koca bir ansiklopedinin içindeki herhangi bir harf kadar yer kaplayan biriyim işte.

Kısaca özetlemek gerekirse;

Ben Dilara TAN 1986 Adapazarı doğumluyum. 2009 yılında Marmara Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. İngilizce Öğretmenliğinde yandal yapıyorudum fakat bitmesine bir sene kala dayanamayıp bıraktım. =). Şu an bir yandan yüksek lisans için hazırlanırken evde freelance çevirimenlik yapmaktayım.

Yazmayı,karalamayı,dinlemeyi ve az konuşmayı seviyorum. Çok fazla sosyal olmamakla birlikte yalnızlığı en  yakın dostum olarak görüyorum. Evim, eğlenmeyi de dinlenmeyi de en iyi yaptığım mekan ve en fazla burada vakit geçirmeyi seviyorum. Sabah caz müziğinin tınısı ile uyanıp akşam caz müziğinin tınısı ile uyuyorum. Arada kulağıma ne girer çıkar bilinmez =).

Hayatımın yarısını, ruhumun diğer yarısını tamamlayan adama adamış bulunmaktayım. Mutluluğun büyük bölümünü onda buluyorum. Şu an geleceği belli belirsiz görebilen fakat ne yapmak istediğinden emin olamayan bir şekilde avare takılıyorum.

Bir süre daha “hiç” yaparak vakit harcamayı düşünüyorum. Bu blog ise yaptığım “hiç”liğin yanında yazdığım tek gerçektir. Sıkılmadan okumanızı diliyorum..

Teşekkürler…

-SON-

Şimdi “kim bu “ben”?”  diye sorarsam kendime, alacağım cevap şu olur;
Ben 1986 doğumlu, bir evin bir kızı,bir ağabeyin bir kızkardeşiyim.Üniversiteye kadar uzun ve meşakkatli geçen eğitim öğretim hayatımdan sonra şu an Fransızca öğretmenliğinde anadal ,İngilizce Öğretmenliği ise yan dal öğrencisi olarak eğitimime devam etmekteyim.
Arkadaşları ve çevresi tarafından sevilen biri olmakla beraber arkadaşlarını ve çevresini seven bir şahsiyetim :) .İlgi alanım bir çok kola dağılmış durumda olduğundan burada az çok bahsetmeye çalışacağım.
Caz müziğine meraklıyım fakat bu merak dinlemekten öteye geçemiyor (biri elime saksafonu tutuştursa anında döktüreceğimden de eminim o ayrı konu :P ).Fotoğraf çekmek benim için vazgeçemeyeceğim bir hobidir seviyorum işte neden vazgeçeyim ki zaten?! Uygun bir ortamım olsa ve şövaleyi kurup kaldırmaya üşenmesem yağlıboya yapmayı da severim (:.Tabi bu saydıklarım sadece hobidir ciddiye alınır mı orası tartışılır:).
Sevincini,üzüntüsünü çok fazla belli edemeyen biriyim.Dışarısı göremez ama içimde fırtınalar kopar genelde, sorun siz göremeyenlerde bence:P.Genelde çabuk sıkılırım ve moralim bozuk olduğunda en etkili kaçış yolu olarak yazmayı seçerim.Yazarım,yazarım…
Günün 24 saati müzik dinlerim (evet gece uyurken bile kapatmam).Kitapların kokusunu severim.Eskiden sahaflardan çıkmazdım şimdi o kadar dışarı çıkmıyorum.
Deniz fenerlerine karşı aşırı ilgim vardır.Her ne şekilde olurlarsa olsunlar beni cezbederler.Özellikle o ıssız,soğuk tepelerde durup karanlık okyanusu aydınlatan kırımızı deniz fenerleri… Nitekim “red pharos” da buradan gelir. Meraklıları oluyor arada ufak bir açıklama yapayım;
Pharos  eskiden italyanca,ispanyolca ve fransızcada”fener” anlamına gelmekteydi hala da kullanılıyor sanırım.Latin kökenli bir kelimedir ve aynı zamanda dünyanın yedi harikasından biri olan “İskenderiye Feneri”nin bulunduğu adanın adıdır. “Red” ise ingilizcede kırmızı anlamına gelmektedir ve  ”RedPharos” böylece “kırmızı deniz feneri” anlamını taşır.
İşte ben böyle biriyim.Çok sesi çıkmayan,yarı faal,çok boş vakti varmış gibi görünen fakat aslında sürekli birşeylerle meşgul olan biriyim.
Bu websitesine gelince;
yazmayı sevdiğimi söylemiştim yazdıklarımı paylaşmayı da severim.Her nekadar yazdıklarımın okunmaya değer olup olmadığı tartışılsa da emeğime saygı gösterip okuyan,yorumlayan herkese çok teşekkür ederim.
-SON-Şimdi “kim bu “ben”?”  diye sorarsam kendime, alacağım cevap şu olur;
Ben 1986 doğumlu, bir evin bir kızı,bir ağabeyin bir kızkardeşiyim.Üniversiteye kadar uzun ve meşakkatli geçen eğitim öğretim hayatımdan sonra şu an Fransızca öğretmenliğinde anadal ,İngilizce Öğretmenliği ise yan dal öğrencisi olarak eğitimime devam etmekteyim.
Arkadaşları ve çevresi tarafından sevilen biri olmakla beraber arkadaşlarını ve çevresini seven bir şahsiyetim :) .İlgi alanım bir çok kola dağılmış durumda olduğundan burada az çok bahsetmeye çalışacağım.
Caz müziğine meraklıyım fakat bu merak dinlemekten öteye geçemiyor (biri elime saksafonu tutuştursa anında döktüreceğimden de eminim o ayrı konu :P ).Fotoğraf çekmek benim için vazgeçemeyeceğim bir hobidir seviyorum işte neden vazgeçeyim ki zaten?! Uygun bir ortamım olsa ve şövaleyi kurup kaldırmaya üşenmesem yağlıboya yapmayı da severim (:.Tabi bu saydıklarım sadece hobidir ciddiye alınır mı orası tartışılır:).
Sevincini,üzüntüsünü çok fazla belli edemeyen biriyim.Dışarısı göremez ama içimde fırtınalar kopar genelde, sorun siz göremeyenlerde bence:P.Genelde çabuk sıkılırım ve moralim bozuk olduğunda en etkili kaçış yolu olarak yazmayı seçerim.Yazarım,yazarım…
Günün 24 saati müzik dinlerim (evet gece uyurken bile kapatmam).Kitapların kokusunu severim.Eskiden sahaflardan çıkmazdım şimdi o kadar dışarı çıkmıyorum.
Deniz fenerlerine karşı aşırı ilgim vardır.Her ne şekilde olurlarsa olsunlar beni cezbederler.Özellikle o ıssız,soğuk tepelerde durup karanlık okyanusu aydınlatan kırımızı deniz fenerleri… Nitekim “red pharos” da buradan gelir. Meraklıları oluyor arada ufak bir açıklama yapayım;
Pharos  eskiden italyanca,ispanyolca ve fransızcada”fener” anlamına gelmekteydi hala da kullanılıyor sanırım.Latin kökenli bir kelimedir ve aynı zamanda dünyanın yedi harikasından biri olan “İskenderiye Feneri”nin bulunduğu adanın adıdır. “Red” ise ingilizcede kırmızı anlamına gelmektedir ve  ”RedPharos” böylece “kırmızı deniz feneri” anlamını taşır.
İşte ben böyle biriyim.Çok sesi çıkmayan,yarı faal,çok boş vakti varmış gibi görünen fakat aslında sürekli birşeylerle meşgul olan biriyim.
Bu websitesine gelince;
yazmayı sevdiğimi söylemiştim yazdıklarımı paylaşmayı da severim.Her nekadar yazdıklarımın okunmaya değer olup olmadığı tartışılsa da emeğime saygı gösterip okuyan,yorumlayan herkese çok teşekkür ederim.
-SON-

Leave a Reply

Additional comments powered by BackType