
Allah’ım hava bu kadar güzel olmak zorunda mı? Nazarım değecek diye korkuyorum çünkü sürekli dilimde. Öyle taze ve iç açıcı bir hava var ki bugüne kadar geçirdiğim tüm güzel günler film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor. Anladım ki sadece ölmek üzereyken olmuyormuş.
İçimde öyle bir özlem, öyle bir gitme ve özlediklerimi görme isteği var ki anlatamam. Eve kapandığım her saniye ziyan edilmiş ömür gibi geliyor ki öyle de. Ama işin garibi genelde evden çıkmaya üşenen ben yerimde duramıyorum. Neyse ki Margarita gelecek akşam üzeri sahile ineceğiz. Çok özledim temiz havayı biraz kendimize geleceğiz. Zaten ay sonu ülkesine dönüyor yani İstanbul macerası burada bitiyor
.
Sabahtan beri Pawel var aklımda. Pawel benim 5 sene önceisnde tanıştığım Polonyalı bir arkadaşım. Ama melek gibi biridir yani bir insanın dosta ihtiyacı varsa en güzel örneği odur. Önce o Türkiye’ye geldiydi iki hafta bende kaldıydı. Sonraki sene ben ona gittim 20 gün kaldım ve hayatımın en güzel günlerinden 20′sini orada geçirdim. Bir sonraki sene Avrupa turuna çıktığımda Berlin‘de buluştu bizimle gene özlem giderdiydik fakat geçtiğimiz yaz buluşamadık ve senede bir vakit geçirmeye alışmış bünye yavaş yavaş zorlanmaya başlıyor artık. Neyse ki az önce muhteşem bir haber aldım. Nisan ayında Polonya’dan İran‘a doğru bir tura çıkacakmış dönüşte son durağı ben olacağım. İki güncük ama olsun doya doya geçiririz artık o günü
. Hem bu sefer yanında çok yakın bir arkadaşı daha olacak Pawel her ne kadar İstanbul’u bilse de Matt’e her yerini gezdirip göstermek lazım. Pawel hayatta gerçekten mutlu olmasını gönülden istediğim insanlardan biri. Listenin başlarında hatta. Öyle işte…
Geçen hafta CouchSurfing‘den mesaj geldiydi. İskoçyalı bir çift İstanbul’a geleceklerini ve onlarla vakit geçirip geçiremeyeceğimi sormuşlardı. Sanırım yarın da onlarlayım bu havayı kaybetmeden değerlendirmek lazım. Yeni insanlar, güzel günler insan yaşadığını hissediyor.
Gidesim var. Sevdiğimi de alıp dağa, taşa, ormana, denize, güneşe varasım doya doya yaşayasım var. İyi ki bahar geliyor, İyi ki bugün güneş ısıtıyor beni kendime geldim. Tazelendim aklımda nen varsa uçtu gitti. Bugün derdi olan yanıma gelsin, inanılmaz pozitifim. Öyle ki herkesin başını ağrıtıyorum bu enerjimle. Gene gezmek istiyorum düşünmeden, ama yanımda sevdiklerimle paylaşarak.
Ne de güzel olurdu küçük bir kaçamak sırt çantalarımızı alıp, yola koyulmak…
Görsel: http://www.flickr.com/photos/dopiaza/206410617/

Havalar uzun zamandır bu kadar sevilesi olmamıştı. Hafta içi kendini eve kapatan ben bu hafta sonunu eve girmeden geçirdim diyebilirim.
Koca bir haftanın en zor geçen kısmı ilk üç günüdür benim için çünkü işten başka yapacak işim olmaz vakit bir türlü geçmez ve günler bitmez. Genelde evde olduğumdan bu durum benim için daha da zorlaşıyor. Haftanın en güzel kısmı ise cuma gününden başlayıp pazar gecesine kadar süren kısımdır. Çünkü cuma akşamı babam gelir onunla vakit geçirim ve cumartesi günü Cem‘e gider geri kalan zamanımı ona veririm. Aslında fazlasıyla asosyal sayılırım. İnternet ortamında ne kadar aktif görünsem de çoğu insan gibi kendi halinde ev kuşu bir yapıya sahibim.
Bazen öyle geliyorlar bana. Canım gece dışarı çıkmak istiyor. Muhabbet etmek, farklı insanlarla vakit geçirmek, müzik dinlemek ve temiz havayı solumak istiyorum. Fakat bu saydıklarım Cem’e genel olarak biraz uzak olduğu için bunca aktiviteyi tek başıma gerçekleştiremediğimden yaptığım planlar sonuçsuz kalıyor genelde. Çünkü ona göre evde uzanıp birlikte film izlemek en güzel aktivite. Neyse ki ben de çoğu zaman ev kuşu olduğumdan ona fazlasıyla ayak uydurabiliyorum, çok sorun olmuyor yani.
Neyse, son günlerde farklı insanlarla buluşup muhabbet etme isteğim biraz daha artmıştı. Ben de cuma sabahı saat 06.00′da kalkıp hazırlanıp Kanyon Starbucks’da gerçekleştirilen LikeMind toplantısına gittim. Bu seferki üçüncü gidişimdi ve her seferinde yeni insanlarla tanışıyorum. Bu bana inanılmaz bir mutluluk veriyor. Bu sefer de görmek istediğim insanları gördüm ve çok güzel vakit geçirdim. Aynı gün organizasyon sonrası Cem’e geçtim zira uzun zamandır istediğim enerjimi almıştım. Fakat babamı göremeyeceğimden Cumartesi akşamı evime döndüm. Pazar günü için aklımda olan tek şey FriendFeed‘de gördüğüm bir feede kadar çalışmaktı. Sevdiğim insanların toplanmaya karar veridiğini öğrenince hemen hazırlanıp yola çıktım ve üstüste yeni insanlarla ikinci muhteşem günümü geçirmiş oldum. Sonrasında gene Cem’e yolculuk ve ev…
Şuan inanılmaz enerji doluyum ve verimli olduğuma inanıyorum. Her ne kadar yorgunluk da olsa o kadar yoğun hissetmiyorum. İyi ki iki günümü arkadaşlarıma ayırmışım umarım daha sık yapabilirim bunu. Sanırım biraz değişikliğe ihtiyacım varmış
. Ve bu değişiklik için en güzel şey yeni insanlarla tanışmakmış…
Şimdi vakit çalışma vakti hadi size de iyi günler…
Bu arada sevgili Berna Mutlu Aytekin‘e blogumu tanıtmaya değer görüp haftanın blogu seçerek üzerinde iyi ya da kötü görüşlerini paylaştığı için çok çok çok teşekkür ederim
…
Görsel: http://yayeveryday.com/post/8854