Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X
Articles

Dede de özlenir, ben özledim.

Dün gece gördüm onu. Dedemi…

Rüyamda bile hiç olmadığı kadar gerçekti. Yanındaydım. Zillim yanımda dedi koltuğunun altına aldı beni. Camiden yeni gelmişti ak paktı yüzü sonra sıktı yanaklarımı, her zaman yaptığı gibi bir eliyle başımı okşayarak diğer eliyle sıktı yanağımı…

Çok özlemişim ama. 14 sene oldu onu kaybedeli, onunla doya doya geçiremediğim 12. senenin sonlarındaydım. Yaş 12.

Küçücüktüm beni görmek için can atardı bilirdim. Diloşum’a geldim diyerek Adapazarı’ndaki evimizin kapısını çalardı. Elinde çikolatalar… ona mı sarılırdım, çikolatalara mı bilemezdim. Aslında özlediğimi de onu görene kadar farketmezdim. Deli olurdu beni sevmek için ama sakalları batardı kaçardım… O hep Diloş’um derdi ama ben hiç Dedecim demedim.

Sakalları batsaydı ne olurdu ki? Ama çocuktum işte acıtırdı. Acıtan şey sevilmezdi…

Dedecim deseydim ne olurdu ki? Oysa annecim demek kadar kolaydı…

Önce çikolataları almasaydım keşke önce sarılsaydım ne olurdu yani? Aslında çikolataları avuçlamak kadar kolaydı…

Bir gece çalan telefonun sesi hala kulaklarımda. Annemin haykırışları, babama ”hastaneye götürmüşlerdir değil mi, yalnız bırakmazlar değil mi” diye bağırışları. Benim boş gözlerle anlamaya çalıştığım konuşmalar. İstanbul’a vardığımızda dedemin çoktan ölmüş olduğunu öğrenmemiz. Benim bakamadığım, yerde yatan cansız bedene annemin sarılışı, ağlayışı hala kulaklarımda.

Dedemi, cenazesinde gördüğüm solgun yüzüyle değil, bana çikolataları getirip Diloş’uma geldim derkenki yüz ifadesi ile hatırlıyorum. Ama keşke daha çok gösterseydim sevgimi. Daha çok öpseydim, dedecim deseydim.

Cemle tanışsaydı onu çok sevecekti eminim. Beni nasıl sevdiyse onu da öyle sevecekti. ”Torunumu sevmiş, o da benim torunum…” diyecekti. Keşke tanısaydı keşke…

Torununun torununu görecekti. Arda’ya aşkla bakacaktı. Gururla bakacaktı. Onu da sevecekti tüm torunlarını sevdiği gibi. Ona da Arda’m diyecekti.

Şimdi anneannem var hayatta, babaannem var onları da kaybedersem keşke dememek için onlara hayatımda daha fazla yer vermek istiyorum.

Çok özledim be dedecim. Yakında ziyaretine geleceğim.

Zilli torunun…

Görsel

Articles

Yorgunluk…

Bir baktım ki tarihe 2012 olmuş. Hiiii ne çabuk geçmiş koca 1 sene. Şimdiden yaşlandığımı hissediyorum. Yalnız benim için pek iyi başlamadı bu sene. girdiğimizden beri baş ağrılarıyla boğuşup duruyorum. Ama salaklık bende ilaçlarımı düzenli içmedim ondan oldu :( Tekrar nöroloğuma kontrole gitmem lazım.

Ofisimiz taşındı. Aslında düşününce yeni yılda güzel değişiklikler var. Artık daha da bir sevdiğim işi yapıyorum. Yeşilköy’e giderken geçen 1 saatim ve o yol yorgunluğum yarı yarıya azaldı. Yeni ofisimiz Altunizade‘de olduğundan vesait sayısı 2′ye, yolda geçirdiğim süre de 30dk’ya indi. Fakat gene de freelance yaşantımı özlüyorum. Çünkü bu şekilde çok yoruluyorum. İki gündür de bu baş ağrıları yüzünden evden çalıştığım için gerçekten özlediğimi farkettim.

Geçtiğimiz hafta Kei ve Juri bebişleri Zen ile tekrar İstanbul’a geldiler. 3 gün üst üste birlikteydik. Keşke hep burda olsalar, ne güzel kafam dağılmıştı, farklı birşeyler yapmıştım, bol bol bebek sevmiştim. Şimdi rutine döndük tekrar.

bu aralar, baş ağrısı, iş güç, koşuşturmacada biraz sıkıldım. Cem‘i evden çıkartmaya çalışıyorum ama pek mümkün olmuyor. Gerçi gene de elinden geldiğince yardımcı oluyor hakkını yememek lazım :). Yarın akşam Cem Yılmaz‘ın yeni gösterisine gideceğiz mesela. Nasıl olduysa ikna ettim. Fakat şansa benim kafam çatlayıp patlamaya başladı, umarım yarına kadar geçer.

Şuan gibi evde olduğum zamanlarda Pöti‘yi çok özlüyorum. Geçenlerde hastalandı. Sarılık olmuş. Kayınvalidemlerde olduğu için artık hemen götürmüşler doktora bir kaç gün veterinerde kaldı, neyse ki düzeldi. Ona da kafayı takmıştım biraz.

Bugün biraz uyumayu planlıyordum fakat pek mümkün görünmüyor :/.

Sonra gene yazarım. Hadi görüşürüz.

Görsel:

http://ivfpgd-hope2011.blogspot.com/2011/12/are-you-tired-of-making-excuses.html

 

Images

Waffle maffle

Hayat öyle garip ki birşeyin olmasını istediğin zamanlarda beklemekten için geçer, ama bu olmamalı dediğinde kendini o korktuğun anın içerisinde bulursun. Bir süredir bu duyguyu yaşıyorum. Ama ne istediğimi bilmemekten kaynaklanıyor bu ondan çok eminim. Ve ne kadar düşünürsem düşüneyim ben ne istediğimi anlayamıyorum. Sanırım birinin beni dinleyip bana anlatması lazım.

İşler çok yoğun. Hani fiziksel olarak bedenimi yormasam da kafam çok dolu ve savaşır halde. Bu yüzden biraz yorulduğumu hissediyorum. Eski düzenimi özlemedim dersem yalan olur. Cem‘i bile özledim.

Hafta sonlarını dolu dolu birbirimizle geçirir olduk. Bu yüzden başka kimseye vakit ayıramıyorum :). Bana bozulan sevgili arkadaşlarım ama durumum böyle işte ne yapabilirim ki?

Ayın 13′ü Cem’in doğum günüydü. Öyle partili martili kutlamalara karşı olsak da alacağımız hediyeyi seçme konusunda çok vakit harcarız. Sorun şu ki ben ona ne alsam diye düşünmem ama o bana ne alsa diye çok düşünür :). Neyse çok fazla üzerinde durmadan geçeyim.

Hayatımın hatasını yaptığımı düşünüyorum fakat dayanamadım yaptım işte. Dün bir Waffle makinesi aldık eve. Artık eminim ki gecenin bir körü kalkıp ”hadı waffle yapıyoruz” diyeceğinden. O kadar verdiğim kilolar geri gelmeyecek umuyorum. Dikkatli olacağım. Ama korkuyorum ne yalan söyleyeyim :)

Dün gece ilk denememizi yaptık. Sonuçlar güzel. Bu sabah da Cem’e kahvaltısını o şekilde verdim. Buyrunuz ;

He gene de çok gerek yok böyle birşeye. Bence… :)

Articles

Mutluyken sevmek

İnsanları sevme gibi bir alışkanlığım var. Sevmemek gibi bir lüksüm de olmadığını düşünüyorum nedense. Ve sanırım böyle düşündüğüm için de bugüne kadar hiç düşmanım olmadı ve geçmişe bakınca benim de nefret ettiğim kimse yok.

İnsanlardan aldığım ilk izlenim çok olumsuz olsa bile, olumlu taraflarını düşünmeye başlıyorum. Başta hoşlanmıyor gibi olsam da bir süre sonra aslında yanlış düşündüğümü farketmeye başlıyorum. Sonra bir bakmışım gerçekten sevdiğim bir insan oluvermiş.

Anlaşamayacağımı hissettiğim insanlar bazen en yakınlarımdan bile daha anlaşılır ve anlayışlı oluyor. İnsanları kazanmanın bana iyi geldiğini hissediyorum.

Mutsuzken mutsuzluğumu paylaşmayı pek sevmediğimden karşımdakiler beni hep güler yüzlü ve olumlu biri olarak görüyorlar. Pozitif hissederek pozitif yaşamaya çalışıyorum.

Bunun zararını ne zaman göreceğim bilmiyorum. Öyle anlar oldu ki hayatımda çok kırıldım, çok üzüldüm ama gene de ümidimi hiç kaybetmedim. Verdiğim değer azaldı ama sevgim hep kaldı. O nasıl oluyor demeyin. Oluyor işte :).

Bugün hayatımda çok garip birşey oldu. O yüzden mutlu etmek ve mutlu edilmek üzerinde bayağı düşündüm. Sanırım insanlara fazla değer veriyorum, fazla önemsiyorum. Daha fazla üzülmeden dengeyi kurmayı öğrenmem lazım. Çok geç olmadan…

Post

Gündem: Çocuk!

DEPREM BÖLGESİNDEKİ 

300.000 ÇOCUĞUN YAŞAMI RİSK ALTINDA  

 VAN-ERCİŞ BÖLGESİ’NDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAMINI KORUMAK İÇİN 

HERKESİ İVEDİLİKLE HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

Van Erciş bölgesinde 23 Ekim’de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin yıkımının ardından kış koşulları da bölgede yaşamı zorlaştırmaya devam ediyor. 2309 binanın yıkıldığı, 11847 binanın ağır hasarlı, 17923 binanın orta hasarlı olduğu bölgede süregiden 5 ve üzeri büyüklükteki artçı depremler sebebiyle bölge halkı yaşamını dışarda,  edinebiliyorlarsa çadırlarda yoksa derme çatma barakalarda geçirmeye çalışıyor.  Bir milyonu geçen bölge nüfusuna rağmen devlet tarafından kurulan çadırkent, mevlana kent, konteryner kentlerde barınan nüfusun toplamı yirmi bini geçmiyor.

Kar yağışının başlaması ile barınmaya ilişkin sorunlar had safaya ulaştı. İmkanı bulunanların yanında ve devlet olanakları ile bölgeden hızlı bir göç yaşanıyor. Ancak halen bölgede 600.000’den fazla insanın depremin ve kışın etkilerine maruz kalarak yaşamaya çalıştığı tahmin ediliyor.

Her zaman olduğu gibi bu afette de çocuklar öncelikle ve daha fazla zarar görüyor. Depremin etkilediği bölgede göçün ardından geride kalan 300.000 çocuk bulunduğu tahmin ediliyor. Yoğun kar yağışının başladığı 11 Kasım tarihi ardından -15 dereceleri bulan soğuk hava ile birlikte ilk üç günde 300 çocuğun zature teşhisi ile hastanalerde tedavi altına aldındığı bildiriliyor. Basına yansıyan bu rakamın çok daha ötesinde sayıda çocuğun soğuk kaynaklı hastalıklarla yüzyüze olduğu tahmin ediliyor. Şimdiye kadar resmi rakamlarla Erciş’in Çelebibağ Beldesinde 1 çocuk donarak, önceki gün ise Vanın Karpuzalan köyünde çadırda çıkan yangında 6 ve 12 yaşlarında iki çocuk yaşamını yitirdi, iki çocuk ağır yaralandı. Tedbir alınmadığı taktirde, çocuk ölümlerinin devam etmesinden endişe ediyoruz.

Türkiye 2011 yılında, 20 Kasım Çocuk hakları Günü’nü bu kara tablo ile karşılıyor. Bölgedeki 300.000 çocuğun yaşamı ciddi risk altında. Koordinasyondan uzak, dağınık, işlevsiz, mağduriyeti arttıran çalışmalar ve göstermelik önlemler ile deprem bölgesi dışındaki toplum kesimlerini ikna çabası bir yana bırakılıp durumun ciddiyetinin farkına varılmalıdır. Daha fazla gecikmeden çocukların yaşamını koruyacak etkin önlemler alınmalıdır.

Bu çerçevede:

- Her türlü iç ve dış olanaklar bir ön önce bu amaç doğrultusunda seferber edilmeli, bölge sivil toplumun, ulusal ve uluslararası yardım kurumlarının etkinliklerine açılmalıdır.  

- Yardım dağıtımları düzenli olarak ve çadırkentlerde olmasalar dahi tüm ihtiyaç sahiplerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. İhtiyaç sahibinin yardıma değil yardımın ihtiyaç sahibine ulaştığı bir sisteme geçilmeldiir. 

- Devlet bölge halkına tam olarak ulaşamamaktadır. Bölgede sosyal hizmet altyapısı yoktur. Çocukların durumunun tespiti ve yerinde destek verilebilmesi için sosyal hizmet altyapısı hızla kurulmalıdır. Bu hizmetin sağlanması için ulusal ve uluslararası sivil toplumdan gelen destek talepleri hızla değerlendirilmeli ve sonuçlandırılmalıdır.

- Sivil toplum örgütleri için işletilen “akreditasyon” sistemi bölgede çalışma konusunda izin almayı haftalara yayan bir bürokrasiye dönüşmüştür. Akreditasyon ile ilgili kalıcı muattap belirlenmeli ve süreç tüm sivil toplum kuruluşları için açık, adil ve hızlı bir şekilde işletilmelidir. 

- Kızılay çadırları yerine biran önce kış koşullarına uygun konteynerler, pünomatik ve/veya prefabrik yapılar kurulmalıdır. Bu yapıların sayıları sembolik olmaktan çıkarılmalıdır. 

- Çadırkentte yaşamak yardım almanın şartı olmaktan çıkarılmalıdır. Evlerinin bahçelerinde ya da civarında barınmak zorunda olan ailelere de koşulsuz, yerinde, geçici barınak, gıda ve sağlık desteği verilmelidir. 

1995’ten bu yana BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin tarafı olan Türkiye sözleşmenin 6. Maddesinde belirtildiği üzere öncelikle çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün ve bölgedeki durumun gereği tüm kamuoyunu, ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşları İVEDİLİKLE, bölgedeki çocukların yaşamını korumak için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Gündem: Çocuk!, her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü ısrarla savunan bir sivil toplum örgütüdür. Çalışmalarını çocuk hakları alanında yaşanan sorunların temelindeki paradigmanın değişmesi, savunuculuk, ağ çalışmaları ve katılım programları altında, öncelikli çalışma arkadaşları olan çocuklarla birlikte sürdürür.

Gündem: Çocuk! 

Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği. 

Tunalı Hilmi Caddesi No:54/8 Kavaklıdere/ ANKARA * Tel-Faks: 0312 437 76 41

 www.gundemcocuk.org * info@gundemcocuk.org

Articles

Sırada ne var?

Nasıl bir havadır ki 3-4 yılda bir hasta olan ben 10 gün iyileşme arasından sonra 2. defa hasta oldum.

Etrafımda sağlıklı bir kişi yok desem yeridir. Sanırım sebebi bu. Benim sayemde tüm ofistekiler, onların sayesinde aileleri hasta oldu.

Tam iyileşmek üzereydim ve iyileştim ki hop Cem’in burnu akarsu boğazları kavurma oldu.

O tam iyileşti derken ben gene başladım öhölemeye. Anlayacağınız bu bir ay benim için cehennem ızdırabı oldu.

İşte işler bir değişik gidiyor.Planla programlar var benim karar vermem gerekiyor.

Aileler dörtbiryanda bayram olmasa milletin yüzünü göreceğimiz yok.

Arkadaşlar desen sanki maziye kazınmış birer hatıra. Ne zamandır görüşemedim kimseyle.

Cem ayrı bir dünya, yoğunluktan ve yorgunluktan yanyana geldiğimiz saatler sayılı.

Pöti’yi annelerin evine yolladık. Ben çalışmaya başladığımdan beri yalnız kaldığı için bunalıma girmek üzereydi. Şimdi bahçede yeni arkadaşlarıyla koşturuyor. Ev pek bir sessiz.

Şimdi benim hayatımda iyi ne oluyor? düşün düşün bulamadım bu sorunun cevabını. Gene bir karamsarlığa mı sürükleniyorum nedir?

Görsel: http://oseweb.org/thumb/view/image/ok_v15.jpg/size/l/

Protection Plugin created by Jake Ruston's Wordpress Plugins - Sponsored by Agility Ladder.