Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X
Articles

Twelve South BassJump 2

Müzik dinlemeyi özellikle kaliteli müzik dinlemeyi siz de seversiniz değil mi? Hoş sevmeyen yoktur zaten. Peki MacBook Pro ya da MacBook Air‘ınızın yanında taşıyabileceğiniz bir subwoofer’ınız olsaydı nasıl olurdu?

Düşününce kulağa biraz garip geliyor. Fakat Twelve South bu garipliği ortadan kaldırarak dünyanın ilk USB ile çalışan subwoofer‘ını duyurmuştu; BassJump 2.

Bir süre önce Twelve South’un sitesinden ikinci bir ürünle birlikte siparişini verdim. Kısa sürede Türkiye’ye geldi fakat sanırım aldığım ürünlerin toplamı 100$’ı geçtiğinden gümrüğe takıldı ve ürünlere ulaşabilmek için ekstra 150TL’yi gözden çıkarmam gerekti :/. Bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım.

BassJump 2 tahmin ettiğimden çok daha ufak. Çok hafif ve çok az yer kaplıyor. Taşıma çantasıyla diz üstü bilgisayarınızı götürdüğünüz her yere götürebilirsiniz. Twelve South’un sitesinden indirebileceğiniz özel yazılımı ile Mac’inizin dahili hoparlörleri ile birleşerek gelişmiş bir ses deneyimi sunuyor. Tek bir USB girişinden güç alıyor. Şarj bitti pil bitti derdi yok. Yalnız Cem iMac ile denedi aynı güzel sonucu alamadık. Taşınabilir bilgisayarlar için ideal olduğunu söyleyebilirim.

Müzik dinlerken sesin daha derinden geldiğini ve kulaklarımı doldurduğunu hissedebiliyorum. Çok daha fazla keyif aldığımı söyleyebilrim. Tasarımı da çok şık. Masanın üzerinde yer kaplamadan, kablo karışıklığı olmadan gayet kibar bir şekilde duruyor :).

Ben Twelve South üzerinden satın aldım. Gelmesi 3 gün bana ulaşması 5 gün sürdü :).

İlgilenirseniz buradan buyrun.

Articles

Barnes&Nobles NOOK Simple Touch

Uzun zamandır aklımda bir elektronik kitap alma fikri vardı. Öyle hayatını kitapla geçirenlerden değilim ama zaman zaman fena dalıyorum ve bir türlü çıkamıyorum. Gene öyle bir dönemime denk geldi. Aldığım kitapları okumak ne kadar zevkliyse taşımak bir o kadar eziyet. Evde pek büyük bir kitaplığım yok, kitaplarım genelde ortada durur ve ortalık hep karışıktır. Ben de bu durumdan kurtulmak için elektronik kitap fikrine sıcak bakmaya başladım.

Öncelikle iPad‘im olması dolayısıyla çok fazla olumsuz tepki aldım. Zira iPad’de de kitap okunabildiğinden ayrıca bir cihaza ihtiyacım olmadığını söyleyenler çok oldu.

Şunu söylemeliyim ki ben nook ile  sahip olduğu e-mürekkep teknolojisi sayesinde günde 2 saat kitap okuyabiliyorken iPad’üzerinde maks. 30 dk okuyabiliyorum. İnanılmaz şekilde gözlerimi yoruyor. Bana göre iPad dergilere, fotoğraflara bakmak ve gazete okumak için iyi olabilir ama bir romanı okumak istediğinizde fazlasıyla yorucu.

Kararımı verdikten sonra alternatifleri inceledim. Başta Kindle almayı düşündüm fakat fiyat bakımından biraz fazla geldi. Zira çok da pahalı birşey istemiyordum. Bir de Türkiye’de malesef çok fazla alternatifiniz yok. Ya yurt dışından getirteceksiniz ya da yurt dışından getirip burada satan birinden biraz daha fazla parayı gözden çıkartarak satın alacaksınız. Ben öyle yaptım.

Friendfeed üzerinden arayışımı paylaştığımda Nook‘un Simple Touch modeli önerildi ve hemen araştırmaya başladım. Fiyatının uygunluğu, pil ömrü ve sadece ”okuma” amacına hizmet etmesi ile aradığım elektronik kitap olduğunu anladım. Amerikada’daki fiyatı 139$’dan 99$’a inmiş. Fakat gittigidiyor.com üzerinden satan birini buldum ve 255TL’ye satın aldım. Sabah saat 9.00′da aldığım ürün akşam saat 20.00′da kargoya verildi ve ertesi gün öğlen saatinde elime ulaştı. İnanılmaz hızlı bir alışveriş oldu :).

Ürün geldiği gibi incelemeye başladım. Yumuşak dokusu ile elinizden hiç bir şekilde kaymıyor. Boyut ve ağırlık olarak tam ideal hatta fazla hafif bile diyebilirim :). Okuduğunuz kitaba ulaşmanız, beğendiğiniz cümleleri işaretleyebilmeniz, kaldığınız sayfaya işaret bırakabilmeniz çok kolay. Cihazın iki kenarında sayfaları ileri – geri değiştirebileceğiniz düğmeler mevcut. İster sol elinizle okuyun ister sağ elinizle farketmez tek parmağınızla sayfaları değiştirebiliyorsunuz. Aynı zamanda dokunmatik ekran olduğundan parmağınızla kaydırarak da sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz. Cihazda Wi-Fi bulunduğundan Twitter ve Facebook’a bağlanarak beğendiğiniz kitapları paylaşabiliyorsunuz (Ben bunu henüz denemedim fakat böyle bir özelliği var :))

Diyelim okuduğunuz kitabın karakterleri fazla ufak geldi, okuduğunuz anda hemen büyütüp, fontu değiştirebilirsiniz. Kütüphaneye attığınız kitapları bir liste halinde görebilir ya da kitap kapaklarının da görülebileceği şekilde düzenleyebilirsiniz. Cihazının dahili hafızası 2GB fakat 32GB’a kadar arttırabilme imkanınız var. 2GB hafızaya da yaklaşık 1000 adet kitap sığıyor. Bana gelen öneriler doğrultusunda pilinden en iyi şekilde faydalanabilmek için kitabı okumadığım zamanlarda tamamen kapatmayıp uyku modunda tutuyorum. 5 gün oldu ama şarjı hala ful görünüyor. Zira tek şarjla 2 ay süre ile kitap okuyabiliyorsunuz :)

Ben deneme amaçlı elimdeki PDF’leri yükledim. Sorun olmadan açıp okuyabildim fakat daha da iyisi Calibre adlı uygulama ile PDF‘leri epub formatına çevirmek. Bu uygulama ile kitaplarınız için hemen hemen her türlü ayarlamayı yapabiliyorsunuz. Kitap kapaklarını da buradan düzenledim.

Kitap sitelerinden elektronik kitap alıp çalıştırıp çalıştıramayacaklarını merak edenler için az önce idefix.com üzerinden Çin Sarayında Bir Bakire adlı kitabı satın aldım. Kitap satın alındıktan sonra site üzerindeki kütüphanenize gidiyor ve oradan indirebiliyorsunuz. ” *.acsm ” uzantılı bu dosyayı elektronik kitabınızın içerisine atabilmeniz için Adobe Digital Editions adlı uygulamayı bilgisayarınıza kurmanız gerekiyor. Sonrası çok basit, cihazınızı bağlıyorsunuz ve kitabınızı senkronize ediyorsunuz. İşte bu kadar :)

Benim için tek sorun yurtdışından getirip satan bir iki kişi dışında kılıf bulabileceğiniz bir yerin olmaması. Benim gibi bir aksesuar manyağı için çok önemli bir detay aslında. Ama artık aksesuar olmasını geçtim sadece düzgün, koruyucu bir kılıf bulabilsem çok iyi olacak. Henüz bulamadım :)

Eğer aklınızda bir elektronik kitap alma düşüncesi varsa, ben sadece kitap okuyacağım, müzik dinlemesem de olur diyorsanız, yurtdışından getirtebiliyorsanız ya da üzerinde çok az daha koyup getiren birinden satın alırım derseniz düşünmeden alın.

Memnunum, memnun kalırsınız :)

Articles

Apps Gone Free

Merhaba,

iPhone ve iPad üzerinde bir süredir severek kullandığım bir uygulama var. Sanki her iPhone kullanan bu uygulamayı bilir diye düşünüyordum fakat yanılmışım kime söylediysem haberleri yok :)

Şöyle ki bazen bazı uygulamaları merak ederiz, fakat ücretsiz versiyonları olmayabilir. Bu uygulamalar paramıza kıyıp alamadığımız zamanlarda Apps Gone Free adlı uygulama ile karşımıza tekrar çıkabilir.

Apps Gone Free, her gün en iyi ücretsiz uygulamaları 7-8 tanesini seçip bizlere öneren bir uygulamadır. iTunes üzerinden ücretsiz indirebilirsiniz. Ben vakti zamanında para verip almadığım bir çok uygulamaya denk geldim ve indirdim. Bir önceki günün uygulamalarını kaçırdım diye üzülmenize gerek yok. Geçmiş günleri de görebilirsiniz :)

 

Articles

PhotoStyler

Uzun zamandır parama kıyıp alamadığım, ama hep aklımda olan bir uygulamayı bugün App Store’dan indirdim. iPhone kullanıcısı olduğumdan, instagram uygulamasını da sık sık kullanan biriyim. Fotoğraflar üzerinde çeşitli efektler hoşuma gidiyor. Fakat bir süredir fotoğraflarla bilgisayarım üzerinden oynamak istiyordum. Yani aynı instagramda olduğu gibi farklı efektlerle çektiğim fotoğrafları değiştirmek benim için eğlenceli bir aktivite. Ve bugün App Stor üzerinden PhotoStyler adlı uygulamayı satın aldım.

Biraz masraflı bir uygulma olsa da henüz verdiğim para için pişman değilim. Bir çok kişi gereksiz bulabilir fakat şuan için pek gereksiz bulmuyorum. Zira her çektiğim fotoğrafı iPhone’a atıp üzerinde oynamak vaktimi alıyordu.

PhotoStyler’ı ilk açtığınızda karşınıza çıkan pencereye düzenleyeceğiniz fotoğrafı sürükleyerek atıyorsunuz…

Yazının devamı...
Articles

Benim gözümle Mac OS X 10.7 Lion

Merhaba,

Bugün acemiliği yeni yeni atan fakat hala çoğu terimin tam olarak ne anlama geldiğini bilmeyen ve öğrenmeye calışan bir Mac kullanıcısı olarak 30dk’da Macbook’uma kurduğumuz Mac OS X 10.7 Lion hakkında gözüme çarpan ufak tefek değişiklik ve yeniliklerden bahsetmek istiyorum.

Şöyle ki 7 ay öncesine kadar 10 senelik PC kullanıcısıydım. Ne yalan söyleyeyim Mac’e o kadar alıştım ki farklı bir şeye bakamıyorum bile. Şimdi gelelim Lion’un getirdiklerine.

ilk etapta dikkatimi çeken şey biri ”Mission Control” diğeri ”Launchpad” olmak üzere Dock’uma yeni eklenen iki icon oldu.

Launchpad şöyle ki üzerine tıklanıldığında o an açık olan tüm pencereler kapanıyor ve bilgisayarınızda bulan tüm uygulamalar aynı iPad’de olduğu gibi ekranınıza geliyor. Ben iPad üzerinden alışık olduğum için bu özelliği çok sevdim zira klasörler oluşturup istediğiniz gibi gruplandırabiliyorsunuz.

Yazının devamı...
Articles

Wootumblog ve Express for WordPress

Merhaba,

Şimdi size benin inanılmaz derecede işime yarayan ve hayatımı kolaylaştıran bir şeyi tanıtacağım.

Biliyorsunuz ki yakın zamanda blogumun arayüzünü değiştirdim. Yeni satın alıp kullanmaya başladığım temanın alırken bilmediğim çok güzel bir yönünü farkettim. Benim temam Woothemes temalarından biri. Ve bu temalarin da Wootumblog adinda bir eklentisi var.Yani şöyle ki Wordpress üzerinde tumblr özelliklerine sahip bir blogum var. Tumblr’daki gibi bağlantı, video, resim, metin, video ve müzik paylaşıp alıntı yapabiliyorum. Ve bunu gene aynı Tumblr’daki gibi çok pratik bir şekilde gerçekleştiriyorum çünkü herşey temanın içerisinde harika bir şekilde ayarlanmış.

Yazının devamı...

Protection Plugin created by Jake Ruston's Wordpress Plugins - Sponsored by Agility Ladder.