08May
Son zamanlarda karışık duygular içerisindeydim. Yavaş yavaş geçiyor. Yaşadığım özlem ve beklentilerim boynumu eğmeye başlamıştı sanırım toparlanıyorum. Gelecekte beni nelerin beklediğini bilmiyorum tabii ki ama istediklerimden korkuyorum. Bir anda büyümek,gelecekteki o “mutlu” yaşamımın bir parçası olmak istiyorum. Çok mu acele ediyorum acaba? Herşeyi yolunda bırakmak lazım sanki…Çok çok çok heyecanlıyım…
Bir önceki yazımda evdeki yalnızlığımdan bahsetmiştim. Gerçekten özlemişim hem de çok. Dün gece odama kapandım, camımı açtım. Hava mis gibiydi, hanımelleri burnumdaydı. Ev yapımı bir şarabım var hala açılmayı bekliyor ona özel bir an bulamadım. Pek bir özelliği yok ama dün de kıyamadım. Margarita’nın getirdiği tatlı beyaz şarabı düşündüm sonra ama ı-ıh o da olmazdı anlamsızdı ama zaten bunların dışında tirbuşonumu bulamadım. Sonra Margy’nin getirdği Uzo‘dan tatmaya karar verdim. Bir iskorpit balığı kulağıma kavun yememi fısıldadı. Hemen dolaba koştum ve yarısı kesilmiş kavunu bulup aldım çekirdeklerini bile temizlemeden kaşıklamaya başladım :). Kulağımda Jose Feliciano eşliğiyle muhteşemdi hissettiklerim.
Şimdi ben bunları ev doluyken de yaparım tabii ki ama ne bileyim, içeriden bir kaşık sesi bile yoktu gelen atmosferi bozacak. Süper bir akşam geçirdim. Sıcak,serin ve her zamanki gibi özlem dolu. Hala etkisi üzerimde. Her zaman olan birşey olmadığı için daha fazla etkili oluyor. Yapamadığım zaman özlüyorum. Kendimi dinliyorum aslında ama kendime çok güzel şeyler söylüyorum. Gecenin sessizliğini bozan o güzel müzik alıp götürüyor seni… Bedenim otururken ruhum dans etti dün akşam. Gükyüzü pespembeydi yıldızlar gümüş rengi ay ise yıldızlarla kombin oluşturmuştu. Özgürdü ruhum dün akşam hiç olmadığı kadar…
Kendime zaman ayırdığımı hissettim. İnterneti bile kullanmadım dün gece. Uzun zamandır yaşadığım bir ilkti bu. O kadar bağımlıymışım ki… Şuan havada uçuşan bir pamuk gibiyim o kadar hafif, o kadar beyaz ve o kadar habersiz nereye düşeceğinden.
Hep canlı olarak bir ispanyol gitarı dinlemek istedim akşam. Ama Jose Feliciano da yetti. Buraya da koyuyorum alttaki linkten hissedin hissettiklerimi. Hoş pek mümkün değil ya neyse…
Denizin dibine, iskorpit’e herşey için sonsuz teşekkürler. Umarım süngerden mercanlara denk gelirsin :)
Buradan buyrun; jose-feliciano-gypsy
07May
Uzun süredir özlediğim başıboşluğun,yalnızlığın kapısından girdim bu sabah. Annem teyzemizi de aldı sabahın köründe Adapazarı‘na gitti yarın akşam gelecekler. Ben de tahmin edersiniz ki şu saate kadar yatakta tepindim durdum. Bugün ve yarın kendime kafadan tatil verdim. “Hiçbir şey” yaparak doya doya yorulacağım.
Dün okuldaki çeviri dersimden sonra eve geldim ve hazırlanıp Emre ile buluşmaya gittim. Uzun zamandır benim yüzümden ertelenen görüşmelerden yüzüm kalmadığı için iki elim resmen kanda olmasına rağmen koşarak gittim. İlk durak sinemaydı. Ondan bile o kadar uzak kaldığımı hissediyorum ki film izlemeyi özlemişim. Beyimiz 13. Cuma diye tutturmasına rağmen itiraz etmedim. Nitekim gerilim ve korku filmlerini aslında sevmeme rağmen ani irkilmelerde kalbim tramboline çıkıyor.
Koca salonda ikimizdik ve en güzel yere kurulma imkanını bulabildik. Film başladığı anda ilk zıplamamı yaparak kendimi duruma alıştırmaya çalıştım. 13.Cuma’nın 1980′den beri bir çok versiyonu çekilmiştir bilirsiniz . Bu son yapılan da hepsinin karması sanırım. Hepsini izlemedim ama bildiklerimden yola çıkarak böyle bir sonuca vardım. Beklediğim gibi değildi. Korkmasına korktum ama klasik Amerikan tarzı korku filmlerinin ötesine geçememiş. Zaten yenilik beklenecek bir film değil ama nedense bana basit geldi. Neyse çok anlarım ya!…
Bu sabahki yatak keyfini de bir arkadaşımın önerisiyle “Stranger Than Fiction” eşliğinde yaptım. Bu film de 2006 yapımı iyi bulduğum drama filmlerinden. Değişik bir konusu var ve sıkılmadım izlerken. İnternette de filmle ilgili çok değişik yorumlara rastladım. Genel izleyici de benimle aynı görüşte. Denk gelirse izleyin derim.
Şimdi bugünü genel anlamda “boş” geçireceğimden akşama birşeyler yapmak istiyor canım. Dunia en iyi seçenek gibi ama bu sefer yalnız gitmek istemiyorum ki ve Margarita da sınavı olduğu için bir haftalığına Yunanistan‘a gitti. Sanırım gün sonu hala şu an oturduğum yerde oturup müzik dinliyor olacağım. Bugün uzun zamandır boşladığım bir kaç blog’u da yoklayacağım. Onları da özlemişim…
Canım E.d ve Sln‘in de dahil olduğu bir kaç sevdiğim arkadaşıma kırmızı kumaştan “ voodoo doll” yapmak istedi. Annemden kumaşları iplikleri ve tek göz için siyah düğmeleri de aldım ama sonuç daha keserken fiyaskoyla sonuçlandı. Üzgünüm arkadaşlarım annemde olan bu yeteneğin milyonda biri bende yok halbuki o kadar heveslenmiştim ki :(. Bugün tekrar denerim belki…
Utana sıkıla denediğimi göstermek için yaptığım içi doldurulmamış ve kafası yarık yaratığın fotoğrafını alttaki linkte veriyorum. Gülmeyin Güldürmeyin! Daha iyisi oldumu sorarım size :)…
—>> Kırmızı Canavar
Son Atışmalar