Anne ve Bebek Alışverişi

bigstock-Pregnant-woman-with-a-full-car-18673769

Herkese merhaba,

Geçen haftadan beri bayağı yoğun günler geçirdim. Arkadaşlarımla görüştüm, alışveriş yaptım ve bol bol yürüyüşler yaparak günlerimi değerlendirdim.

Şuanda tam olarak 22 haftalık hamileyim. Ben hamile olduğumu öğrendiğim günden beri bebeği karnımda hissedene kadar onun için hiç bir alışveriş yapmamaya karar vermiştim. 19. haftadan beri çok şükür ki artık net bir şekilde hissediyorum ve alışverişlere başladım :)

Şuana kadar Bebek arabası, kanguru, beşik, yatak odası aksesuarları, süt sağma makinesi, biberonlar ve anne bebek çantası satın aldım. Bununla ilgili de detaylı bir video hazırladım; şuradan izleyebilirsiniz. İzleyemeyenler için kısaca bahsetmem gerekirse;

Bebek arabasını Inglesina Trilogy System, Kanguruyu Boba 4G, Emzirme ve besleme ürünlerini Philips Avent, Bebek çantasını Kipling, ve oda aksesuarlarını da Zara Home’dan seçtim. Bu alışverişin bu kadar heyecanlı olacağını asla düşünemezdim :) Benim için yani kendi rahatım için olabildiğince en iyisi olsun dediğim en önemli üç nesne Bebek arabası, kanguru ve anne-bebek çantasıydı. Bunlara da bir kaç aydır inceleyip, yerli ve yabancı anne-bebek bloglarını okuyarak karar verdim.

Belki de biraz erken başlayarak iyi yaptım çünkü çevremde gördüğüm kadarıyla alışveriş son aylara bırakıldığında anne rahat hareket edemediğinden (özellikle yaz aylarında) sıkıntı oluyor. Şu anda hareketimi engelleyen bir durum olmadığından rahatım :)

Bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın!

 

Video mideo

Herkese merhaba :)

Bugün hafif yoğunlukta bir gün geçirdim. Son bir haftadır her gün dışarıda olduğumdan kendimi biraz yorduğumu hissetmiştim ve bu pek iyi gelmemişti. Aslında çabuk yorulmuyorum, ya da hareket halindeyken yorulduğumu hissetmiyorum fakat, eğer uzun süre ayakta kalırsam gün sonunda bizim ufaklık kasıklarımda ağrıya neden oluyor :) Bunu da şikayet olarak algıladığımdan bugün evden çıkmak istemedim.

Yapmam gereken ufak tefek çeviri işleri vardı onları hallettim. Dün marketten sipariş vermiştim, bugün gelmesini bekledim ve daha sonra yemek hazırladım. Aslında salı günleri sitenin önünde halk pazarı kuruluyor, fakat çıkmaya üşendiğimden gidemedim :)

Uzun bir süredir video çekip paylaşmak istiyordum. Hatta bundan 7 ay kadar önce ufak bir denemem olmuştu. Bugün de ikinci videoyu çekmeye karar verdim. Nasıl olur, nasıl gider tam bilemiyorum göreceğiz :). Youtube kanalımda bugün paylaştığım bu videoyu izlemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Çok eğlenceli bir süreç, yalnızca vakit lazım, o da bu sıralar bende bolca bulunduğundan bir işe kalkıştık bakalım hayırlısı olsun.

Bahar annem (eşimin annesi) bana üç ciltlik bir kitap serisi hediye etti. Hamileliğim süresince, hamilelik sonrası bebeğim ile ilgilenirken ve daha sonrası için çocuğum ile ilgilenirken faydalanacağım üç harika kitaba sahip oldum. Şuan okumakta olduğum serinin ilk kitabı olan Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler? inanılmaz faydalı bilgiler içeren, gebeliğin her haftasında neler yaşayacağınızı size gösteren ve sizi çok güzel hazırlayan bir kitap. Satın almayı düşünürseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Şimdilik bu kadar. Teşekkür ederim :)

Gebe ve bebe

Heart_stomach

Aylar sonra karşınıza çıkmak hoş olacak sanırım. Hem de hayatımda, hayatımın gidişatını tamamen değiştiren yenilikleri sizinle paylaşarak tekrar buradayım.

Ağustos ayında tam zamanlı işimden ayrıldım. Sebebi hem çocuk yapma planlarımızın olması, tedavi görüyor olmam, hem de iş yerinde çok da hoşuma gitmeyen değişikliklerdi. 3 senedir yoğun bir tempoda ofis hayatını yaşadıktan sonra eve geçmek başlarda çok eğlenceli ve dinlenceli gibi görünse de zaman geçtikçe boş vakti doldurmak biraz zorlaştı :). Çeviri işlerine evden devam ettim ve ediyorum. Bol bol kitap okuyorum.

Masa başına geçip boya kalemlerimi elime almayalı o kadar vakit olmuştu ki tekrar boşluğa düşünce yapabileceğim en güzel şeyin tekrar karalamak olduğunu düşündüm ve çizmeye başladım. Ne kadar stres attırdığını ve rahatlattığını unutmuşum :)

Derken, hayatımın gidişatını tamamen değiştiren hadise gerçekleşti. Bir kaç aydır devam eden fakat henüz bir faydasını göremediğim tedavilerden sonra. İki ay ara verip dinlemek istemiştim ve o iki ay içerisinde bir pazar sabahı ailemizin büyüyeceğini öğrendik. Koştur koştur hastaneye yetişmemiz, hemen yapılan tahliller ve ultrason muayenesi ile biraz zorlu, riskli, stresli ama bir o kadar da keyifli sürece girmiş bulunduk :)

Doktorum ilk ultrason muayenesinde keseyi gördü fakat henüz bir yaşam belirtisi göremedi. Kesenin şekli sönmüş bir balona benziyordu ve bunun pek de iyi olmadığını söyledi. Dediğine göre sonlanmak üzere olan bir gebelik olabilirdi. Beta HCG değerim biraz yüksek çıktı ve bu değere göre 5 haftalık hamileydim. Karamsarlığa kapılsak da doktorum hemen vazgeçmek istemedi ve 3 gün sonra kan testini yenilemem gerektiğini eğer değer sabit kalır ya da düşmüş olursa gebeliği sonlandırmamız gerektiğini söyledi.

Üç gün sonra yenilenen testte değerler 2,5 katına çıktı ve bu iyiye işaretti. Doktorum bir 10 gün daha bekleyeceğimizi ve tekrar ultrason ile keseye bakacağını söyledi. Geçmek bilmeyen 10 günün sonunda bebeğimizin ilk kalp atışlarını duyduk. İnanılmaz bir mutluluktu…

O muayenemizde ikizlere hamile olduğumu, fakat birinin yok olduğunu diğerinin hayata tutunduğunu öğrendik. İçimde ufak bir mucize gittikçe büyüyordu :). Eğer dayanabildiyse fazlasıyla güçlü olmalıydı ve bu yolculuğa bizimle birlikte devam edecekti.

Şuanda tam 20 haftalık hamileyim. Kızımız gün geçtikçe büyüyor ve ben bunu her gün hissediyorum. Son bir kaç gündür karnımda kıpırtılarını hissetmeye başladım. Garip ve farklı olduğu kadar inanılmaz güzel bir duyguymuş :).

Bu ay itibarıyla ona belirli tempodaki kendi sevdiğim müzikleri dinletmeye, hikaye okumaya ve onunla iletişim kurmaya başladım. Umarım beni yeterince duyuyordur :).

Bundan sonra ara ara gelişmeleri buradan paylaşmayı düşünüyorum. Umarım dileyen herkes bir gün evladına kavuşur.

Sevgiler…

Güneş’i.

245464565454653215654546546…. yıldızın arasından sivri birtanesi güneşe daha da yaklaşır.

Güneş’in yüzü o kadar güzeldir ki, yıldız daha iyi görebilmek için daha da yaklaşır. Yaklaştıkça yanar, önce kirpikleri erimeye başlar ve daha sonra sıcaklıktan hissizleşir.

Güneş konuşmaya başladığında yıldızın kulakları duymaz olur. Güneşin sesinin o güzelliği yıldızı çok etkilemiştir. ”Ah daha çok konuşsa keşke, kulaklarım yanmadan daha çok duyabilsem.” diye konuşur kendi kendine.

Evrenin o sonsuzluğunda yıldızı duyan kimse yoktur. Zaten Güneş kaplamıştır her yeri… Kulaklar sağır, gözler kör olmuştur.

Yıldız’ın yaşadığı bu deneyim, Güneş’in o büyülü sesi, hayran bakışları çevresinde bir duvar oluşturur. Onun için tam anlamıyla yeni olan bu yakınlaşma Yıldız’ın kafasını iyice karıştırır. Ne yapacağını bilemez, Güneş’ten kaçmak ister ama mümkün değildir, çünkü kaybetmek çok üzer. Zaten kaçsa bile üzerindeki yanıklar bir daha iyileşmeyecektir.

Yıldız, diğer yıldızlarla hep mutlu olduğunu düşünmüştür, belki mutludur ama o mutluluğun arasında bu hissettikleri kalbini ağzına getirmektedir. Anlam veremese de şapşal şapşal Güneş’in çevresinde dolanır durur. Sanki diğer yıldızlar yok olmuş bir tek o ikisi kalmıştır.

Güneş dayanamaz, minik bir ateş topu fırlatır Yıldız’ın üzerine. Bu ateş içini ürpertir, dışını yakar. Artık iyice fırtınanın ortasında kalmıştır. Kaçacak bir yeri olmasa da bu ürperti ona çok iyi gelmiştir. Yıldız’ın hassas kalbi çırpınarak, zaten zor olan bu yolculukta iyice şaşırmasına sebep olur.

Çekim o kadar kuvvetlidir ki, Yıldız’ın tozları etrafa yayılmaya başlar. Sonsuz boşlukta parıldayan bu parçacıklar günün birinde başka yerlerde, başka güneşlere kayacaktır.

Yıldız huzurlu bir mutluluk hisseder. Bitmesini istemediği garip bir heyecan ile, Güneş’in etrafında, boşlukta sonunu bilmediği bir şekilde sürüklenip durur.

Aslında, Güneş ile tanışmadan önce içerisindeki boşluğu düşününce bunun hiç bir şey olmadığını görür. En az onun kadar ısınmıştır artık. Parıltılı tozları daha da parlaktır. Sönmesini hiç istemediği bir şekilde yanar Yıldız.

Işıl Işıl.

Güneş iyi ki vardır. İyi ki tanımıştır

Bu Ben

Zamanı geldi belki de…

Yazmadığım bu dönemde pek bir yoruldum, pek bir huzur aradım, savaştım ve anladım.

Mutluluğun kimsenin elinde değil, kendi kafamda olduğunu öğrendim. Kimsenin avuçlarını açması için yalvarmamam gerektiğini anladım. Üşengeçliklerim bitti, kafamı daha fazla şey için yormaya başladım.

Hayatımı, benliğimi, birlikteliğimi ve çevremi kendime göre şekillendirmeye başladım. Biraz geç oldu evet kabul ediyorum.

Yaşamın Ya’sını tutmamaya Ya’şamaya başladım.

Hala çok seviyorum, kalbim hala severek yoruluyor ama beynime masajın nasıl yapıldığını öğrettim.

Hala değer veriyorum, ama kimseye kendimden fazla değil…

Yaşlandığımı hissederken gençleşmeyi öğrendim.

Takmamaya, umursamamaya, he deyip geçmeye başladım.

Kadın olduğumu hatırladım, bir daha unutmamak için çabalamaya başladım.

Kendimi böyle kabul ettirdim, hep olduğum gibi oldum ama olmadığımı aradım.

Bu ‘ben’i ne kadar koruyabileceğimi bilmiyorum.

Yardımsız, desteksiz tek başıma bocalayıp çabalıyorum işte.

Üzgün.

Özür dilerim kendimi yeterince sevdiremediğim için.

Kırılmadım.

Üzüldüm sadece aralarında olamadığım için.

Ben duygularımda hep dürüstüm.

Ne eksik, ne fazla.

Sizden de kendimden de özür dilerim.