Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X
Articles

Apps Gone Free

Merhaba,

iPhone ve iPad üzerinde bir süredir severek kullandığım bir uygulama var. Sanki her iPhone kullanan bu uygulamayı bilir diye düşünüyordum fakat yanılmışım kime söylediysem haberleri yok :)

Şöyle ki bazen bazı uygulamaları merak ederiz, fakat ücretsiz versiyonları olmayabilir. Bu uygulamalar paramıza kıyıp alamadığımız zamanlarda Apps Gone Free adlı uygulama ile karşımıza tekrar çıkabilir.

Apps Gone Free, her gün en iyi ücretsiz uygulamaları 7-8 tanesini seçip bizlere öneren bir uygulamadır. iTunes üzerinden ücretsiz indirebilirsiniz. Ben vakti zamanında para verip almadığım bir çok uygulamaya denk geldim ve indirdim. Bir önceki günün uygulamalarını kaçırdım diye üzülmenize gerek yok. Geçmiş günleri de görebilirsiniz :)

 

Articles

Yorgunluk…

Bir baktım ki tarihe 2012 olmuş. Hiiii ne çabuk geçmiş koca 1 sene. Şimdiden yaşlandığımı hissediyorum. Yalnız benim için pek iyi başlamadı bu sene. girdiğimizden beri baş ağrılarıyla boğuşup duruyorum. Ama salaklık bende ilaçlarımı düzenli içmedim ondan oldu :( Tekrar nöroloğuma kontrole gitmem lazım.

Ofisimiz taşındı. Aslında düşününce yeni yılda güzel değişiklikler var. Artık daha da bir sevdiğim işi yapıyorum. Yeşilköy’e giderken geçen 1 saatim ve o yol yorgunluğum yarı yarıya azaldı. Yeni ofisimiz Altunizade‘de olduğundan vesait sayısı 2′ye, yolda geçirdiğim süre de 30dk’ya indi. Fakat gene de freelance yaşantımı özlüyorum. Çünkü bu şekilde çok yoruluyorum. İki gündür de bu baş ağrıları yüzünden evden çalıştığım için gerçekten özlediğimi farkettim.

Geçtiğimiz hafta Kei ve Juri bebişleri Zen ile tekrar İstanbul’a geldiler. 3 gün üst üste birlikteydik. Keşke hep burda olsalar, ne güzel kafam dağılmıştı, farklı birşeyler yapmıştım, bol bol bebek sevmiştim. Şimdi rutine döndük tekrar.

bu aralar, baş ağrısı, iş güç, koşuşturmacada biraz sıkıldım. Cem‘i evden çıkartmaya çalışıyorum ama pek mümkün olmuyor. Gerçi gene de elinden geldiğince yardımcı oluyor hakkını yememek lazım :). Yarın akşam Cem Yılmaz‘ın yeni gösterisine gideceğiz mesela. Nasıl olduysa ikna ettim. Fakat şansa benim kafam çatlayıp patlamaya başladı, umarım yarına kadar geçer.

Şuan gibi evde olduğum zamanlarda Pöti‘yi çok özlüyorum. Geçenlerde hastalandı. Sarılık olmuş. Kayınvalidemlerde olduğu için artık hemen götürmüşler doktora bir kaç gün veterinerde kaldı, neyse ki düzeldi. Ona da kafayı takmıştım biraz.

Bugün biraz uyumayu planlıyordum fakat pek mümkün görünmüyor :/.

Sonra gene yazarım. Hadi görüşürüz.

Görsel:

http://ivfpgd-hope2011.blogspot.com/2011/12/are-you-tired-of-making-excuses.html

 

Images

Waffle maffle

Hayat öyle garip ki birşeyin olmasını istediğin zamanlarda beklemekten için geçer, ama bu olmamalı dediğinde kendini o korktuğun anın içerisinde bulursun. Bir süredir bu duyguyu yaşıyorum. Ama ne istediğimi bilmemekten kaynaklanıyor bu ondan çok eminim. Ve ne kadar düşünürsem düşüneyim ben ne istediğimi anlayamıyorum. Sanırım birinin beni dinleyip bana anlatması lazım.

İşler çok yoğun. Hani fiziksel olarak bedenimi yormasam da kafam çok dolu ve savaşır halde. Bu yüzden biraz yorulduğumu hissediyorum. Eski düzenimi özlemedim dersem yalan olur. Cem‘i bile özledim.

Hafta sonlarını dolu dolu birbirimizle geçirir olduk. Bu yüzden başka kimseye vakit ayıramıyorum :). Bana bozulan sevgili arkadaşlarım ama durumum böyle işte ne yapabilirim ki?

Ayın 13′ü Cem’in doğum günüydü. Öyle partili martili kutlamalara karşı olsak da alacağımız hediyeyi seçme konusunda çok vakit harcarız. Sorun şu ki ben ona ne alsam diye düşünmem ama o bana ne alsa diye çok düşünür :). Neyse çok fazla üzerinde durmadan geçeyim.

Hayatımın hatasını yaptığımı düşünüyorum fakat dayanamadım yaptım işte. Dün bir Waffle makinesi aldık eve. Artık eminim ki gecenin bir körü kalkıp ”hadı waffle yapıyoruz” diyeceğinden. O kadar verdiğim kilolar geri gelmeyecek umuyorum. Dikkatli olacağım. Ama korkuyorum ne yalan söyleyeyim :)

Dün gece ilk denememizi yaptık. Sonuçlar güzel. Bu sabah da Cem’e kahvaltısını o şekilde verdim. Buyrunuz ;

He gene de çok gerek yok böyle birşeye. Bence… :)

Images

iPhone eğlenceli bir virüstür

Son zamanlarda cebimdeki paraya şöyle bir baktım. Hızla geliyor ve geldiği gibi gidiyor. Ama nereye gidiyor?

Bir hastalığım olduğunu farkettim. Yeryüzünde ne kadar güzel iPhone kılıfı varsa almak istiyorum. Yeryüzünde iPhone ile ilgili ne kadar ilginç aksesuar varsa benim olsun istiyorum. Bir haftada 3. kılıfı almaya çalıştığımı anlayınca biraz düşünmeye başladım ve bunun bir hastalık olduğuna karar verdim.

İradeli bir insan olduğumu düşünürdüm. Fakat hani bazı kadınlar vardır işi gücü çanta, ayakkabıdır. Benim işim gücüm bunlar, bazen öyle oluyor ki başka şey düşünemiyorum. Hatta ”yarın ne giysem?” kafasından çok ”yarın hangi kılıfı taksam?” kafasını yaşıyorum :)

Sadece bu da değil. Kulaklıklar, renkli gözlükler hepsi ilgimi çekiyor. Gereksiz yere bir ton şey almak istiyorum. Kendi kendimi tedavi etmem gerekiyor sanırım. Ben eskiden bu kadar renkli bir insan da değildim ne olduysa bana anlayamıyorum.

Articles

Mutluyken sevmek

İnsanları sevme gibi bir alışkanlığım var. Sevmemek gibi bir lüksüm de olmadığını düşünüyorum nedense. Ve sanırım böyle düşündüğüm için de bugüne kadar hiç düşmanım olmadı ve geçmişe bakınca benim de nefret ettiğim kimse yok.

İnsanlardan aldığım ilk izlenim çok olumsuz olsa bile, olumlu taraflarını düşünmeye başlıyorum. Başta hoşlanmıyor gibi olsam da bir süre sonra aslında yanlış düşündüğümü farketmeye başlıyorum. Sonra bir bakmışım gerçekten sevdiğim bir insan oluvermiş.

Anlaşamayacağımı hissettiğim insanlar bazen en yakınlarımdan bile daha anlaşılır ve anlayışlı oluyor. İnsanları kazanmanın bana iyi geldiğini hissediyorum.

Mutsuzken mutsuzluğumu paylaşmayı pek sevmediğimden karşımdakiler beni hep güler yüzlü ve olumlu biri olarak görüyorlar. Pozitif hissederek pozitif yaşamaya çalışıyorum.

Bunun zararını ne zaman göreceğim bilmiyorum. Öyle anlar oldu ki hayatımda çok kırıldım, çok üzüldüm ama gene de ümidimi hiç kaybetmedim. Verdiğim değer azaldı ama sevgim hep kaldı. O nasıl oluyor demeyin. Oluyor işte :).

Bugün hayatımda çok garip birşey oldu. O yüzden mutlu etmek ve mutlu edilmek üzerinde bayağı düşündüm. Sanırım insanlara fazla değer veriyorum, fazla önemsiyorum. Daha fazla üzülmeden dengeyi kurmayı öğrenmem lazım. Çok geç olmadan…

Post

Gündem: Çocuk!

DEPREM BÖLGESİNDEKİ 

300.000 ÇOCUĞUN YAŞAMI RİSK ALTINDA  

 VAN-ERCİŞ BÖLGESİ’NDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAMINI KORUMAK İÇİN 

HERKESİ İVEDİLİKLE HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

Van Erciş bölgesinde 23 Ekim’de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin yıkımının ardından kış koşulları da bölgede yaşamı zorlaştırmaya devam ediyor. 2309 binanın yıkıldığı, 11847 binanın ağır hasarlı, 17923 binanın orta hasarlı olduğu bölgede süregiden 5 ve üzeri büyüklükteki artçı depremler sebebiyle bölge halkı yaşamını dışarda,  edinebiliyorlarsa çadırlarda yoksa derme çatma barakalarda geçirmeye çalışıyor.  Bir milyonu geçen bölge nüfusuna rağmen devlet tarafından kurulan çadırkent, mevlana kent, konteryner kentlerde barınan nüfusun toplamı yirmi bini geçmiyor.

Kar yağışının başlaması ile barınmaya ilişkin sorunlar had safaya ulaştı. İmkanı bulunanların yanında ve devlet olanakları ile bölgeden hızlı bir göç yaşanıyor. Ancak halen bölgede 600.000’den fazla insanın depremin ve kışın etkilerine maruz kalarak yaşamaya çalıştığı tahmin ediliyor.

Her zaman olduğu gibi bu afette de çocuklar öncelikle ve daha fazla zarar görüyor. Depremin etkilediği bölgede göçün ardından geride kalan 300.000 çocuk bulunduğu tahmin ediliyor. Yoğun kar yağışının başladığı 11 Kasım tarihi ardından -15 dereceleri bulan soğuk hava ile birlikte ilk üç günde 300 çocuğun zature teşhisi ile hastanalerde tedavi altına aldındığı bildiriliyor. Basına yansıyan bu rakamın çok daha ötesinde sayıda çocuğun soğuk kaynaklı hastalıklarla yüzyüze olduğu tahmin ediliyor. Şimdiye kadar resmi rakamlarla Erciş’in Çelebibağ Beldesinde 1 çocuk donarak, önceki gün ise Vanın Karpuzalan köyünde çadırda çıkan yangında 6 ve 12 yaşlarında iki çocuk yaşamını yitirdi, iki çocuk ağır yaralandı. Tedbir alınmadığı taktirde, çocuk ölümlerinin devam etmesinden endişe ediyoruz.

Türkiye 2011 yılında, 20 Kasım Çocuk hakları Günü’nü bu kara tablo ile karşılıyor. Bölgedeki 300.000 çocuğun yaşamı ciddi risk altında. Koordinasyondan uzak, dağınık, işlevsiz, mağduriyeti arttıran çalışmalar ve göstermelik önlemler ile deprem bölgesi dışındaki toplum kesimlerini ikna çabası bir yana bırakılıp durumun ciddiyetinin farkına varılmalıdır. Daha fazla gecikmeden çocukların yaşamını koruyacak etkin önlemler alınmalıdır.

Bu çerçevede:

- Her türlü iç ve dış olanaklar bir ön önce bu amaç doğrultusunda seferber edilmeli, bölge sivil toplumun, ulusal ve uluslararası yardım kurumlarının etkinliklerine açılmalıdır.  

- Yardım dağıtımları düzenli olarak ve çadırkentlerde olmasalar dahi tüm ihtiyaç sahiplerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. İhtiyaç sahibinin yardıma değil yardımın ihtiyaç sahibine ulaştığı bir sisteme geçilmeldiir. 

- Devlet bölge halkına tam olarak ulaşamamaktadır. Bölgede sosyal hizmet altyapısı yoktur. Çocukların durumunun tespiti ve yerinde destek verilebilmesi için sosyal hizmet altyapısı hızla kurulmalıdır. Bu hizmetin sağlanması için ulusal ve uluslararası sivil toplumdan gelen destek talepleri hızla değerlendirilmeli ve sonuçlandırılmalıdır.

- Sivil toplum örgütleri için işletilen “akreditasyon” sistemi bölgede çalışma konusunda izin almayı haftalara yayan bir bürokrasiye dönüşmüştür. Akreditasyon ile ilgili kalıcı muattap belirlenmeli ve süreç tüm sivil toplum kuruluşları için açık, adil ve hızlı bir şekilde işletilmelidir. 

- Kızılay çadırları yerine biran önce kış koşullarına uygun konteynerler, pünomatik ve/veya prefabrik yapılar kurulmalıdır. Bu yapıların sayıları sembolik olmaktan çıkarılmalıdır. 

- Çadırkentte yaşamak yardım almanın şartı olmaktan çıkarılmalıdır. Evlerinin bahçelerinde ya da civarında barınmak zorunda olan ailelere de koşulsuz, yerinde, geçici barınak, gıda ve sağlık desteği verilmelidir. 

1995’ten bu yana BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin tarafı olan Türkiye sözleşmenin 6. Maddesinde belirtildiği üzere öncelikle çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün ve bölgedeki durumun gereği tüm kamuoyunu, ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşları İVEDİLİKLE, bölgedeki çocukların yaşamını korumak için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Gündem: Çocuk!, her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü ısrarla savunan bir sivil toplum örgütüdür. Çalışmalarını çocuk hakları alanında yaşanan sorunların temelindeki paradigmanın değişmesi, savunuculuk, ağ çalışmaları ve katılım programları altında, öncelikli çalışma arkadaşları olan çocuklarla birlikte sürdürür.

Gündem: Çocuk! 

Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği. 

Tunalı Hilmi Caddesi No:54/8 Kavaklıdere/ ANKARA * Tel-Faks: 0312 437 76 41

 www.gundemcocuk.org * info@gundemcocuk.org